Düşünce Değişimi

 

“Kilitleri açmak”

 

Düşünmeyi öğrendim.
 Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
olduğunu öğrendim.

Mevlana

 

İnsanlar beden yapıları açısından hayvanlardan farklı değillerdir. İnsan ve hayvan bedeni dünyadan beslenir. Farkında olan insan bilinci, evrensel enerjiyle beslenir. Bilincindeki evrensel enerji özelliklerini fark edemeyen insanın yaşam anlayışı “dünyasal” olur.

Dünyasal yaşam ortağımız olan hayvanlardan aklımızı oluşturan düşünce gücünü kullanabildiğimiz oranda ayrılırız. Toplumsal değerlerin kazandırdığı sahip olma duygusundan arındığımız ölçüde, stresten ve yolaçtığı allostaz mekanizmasından uzak kalarak sağlığımızı koruyabiliriz.

Bedensellik nedeni şartlanmaların oluşturduğu duygularla gelişen düşünce sistemi; ben merkezli bir bilinç yaratır. Toplumun ben merkezli şartlanmalarını peşin hükümle kabul etmeyip evrensel gerçeklik ışığında her konuyu sorgulayabilen insan, varlığının hakkını verme ve dolayısıyla bilinç düzeyini olumlu (pozitif) yönde geliştirme eğilimindedir.

Evrensel gerçeklik, madde boyutunda çokluk olarak gördüğümüz tüm varlıkların özde bir olduğu düşüncesidir. Sen ve o, siz ve biz ayrımları; tüm sorunların ana çıkış kaynağıdır. Özde bir isek, farkımızda yoktur. İnsan, bu gerçekliği “isterse” farkedebilen ve özde bir enerji birikimine düşünce gücüyle yön verebilen bir varlık oluşu nedeniyle kutsaldır.

Sadece diğer insanlara değil, bitki ve hayvan dahil tüm varlığın özünü, bir bütün içinde, kendi özünde hissedebilmenin bir yolu, benlik kaygısını ortadan kaldıracak düşünceyi yaşamına yansıtabilmektir. Benlik kaygısız yaşam biçimi varolan tüm birimlere hoşgörü ve karşılıksız paylaşım biçiminde yansıyacaktır. Bunu sağlayabilmek için, benlik değerlerini güçlendiren gelenekçi değer yargılarından kurtulmak gerekir.

Şartlanmanın oluşturduğu değer yargılarından arınmanın yolu; önce sorunu idrak etmek, ardından değişimi kabullenmek ve sürekli yenilenmektir.

 

Anne ve babamdan aldığım bilgileri aklım yatıncaya kadar sorgulayacağım.

Gazali

 

Değişim Gerekçesi

Bellek bölgesine gelen düzenli bilgiler, önceki veriler doğrultusunda kayıtlanabilirler. Eğer kişi bir konu hakkında şartlanmış, ön yargılı ise gelecek yeni verilere belleğini kilitler. Bu kişi için değişim söz konusu olamaz. Değişim için yeniliğe açık olmak gerekir. Sahip olduğu değer yargılarını sorgulayabilen insan değişebilir.

Ömrümüz, bir önceki anın sonucunu yaşamakla geçer. Dolayısıyla, aldığımız tüm kararların sonuçlarının sorumluluğu tamamen kişiye özeldir. Hastalık ya da mutsuzluğun nedenini kendimizde aramamız gerekir. Ne yaptık? Sorgu bu olmalıdır.

Şüphe sorguyu, sorgu araştırmayı getirir.

Çocuğunuz çok sık infeksiyon hastalığı geçiriyor ise görünen nedeni bakteri ya da virüslerdir. Görünmeyen neden ise çocuğunuzun bağışıklık sistemidir. Çocuğunuzun bağışıklık sistemini bozan nedenleri; beslenme ve stres üzerinde yoğunlaştırınız. Sürekli süt, unlu besinler ve şekerle beslenen çocukların infeksiyonlara karşı bağışıklı olması beklenmemelidir. Çocuğunuz sık hasta oluyor ise nedenini önce, bu tarz beslenme alışkanlığı oluşmasına izin veren kendinizde arayınız.

Görüldüğü gibi, akıl özellikleri kullanıldığında karşımıza “kendimiz” çıkıyoruz.

Sonuçta, her ne olursa olsun sizi rahatsız eden sorunun kaynağını önce kendinizden biliniz.

Akıl özelliklerini duygusallıktan arıtılmış biçimde kullanarak, düşüncelerine, yaşadığı dönemin bilgi birikimine uygun bellek verileriyle yön veren insanların doğru karar verme ve sağlıklı kalma oranları %90’a ulaşır. Geri kalan %10’luk oran, elde olmayan genetik etkiler ve zamanın kaçınılmaz olarak yıprattığı bedenimizin son kullanma tarihiyle ilgilidir.

Kronik hastalıkların şiddeti, kişiye özel beyin çalışma özellikleriyle ilgilidir. Sıklıkla birikimlerin sonucunda oluşan hastalıkların düzelebilmesi için belirli bir zamanın geçmesi gerekir. Hiçbir ilaç ya da operasyon hastalığın nedenini ortadan kaldırmaz. Sadece değişimi kabul eden ve bu konuda gayret sarfeden insanlar gerçek anlamda iyileşebilirler. Kendisini hasta ya da mutsuz eden yaşam ve düşünce tarzını değiştirmeden iyileşme ya da huzur beklenmemelidir.  

Sahip olduğumuz beyin çalışma özellikleri, anne babadan gelen genetik özelliklerin üzerine çevre faktörlerinin eklenmesiyle biçimlenir. Dünyaya gelen bebek yeni alınan bir bilgisayar gibidir. Hard diski belleğe, işlemcisi beyin ön bölgesine benzer. Bu özellikler genetik etki altındadır. Programlama dili ya da işletim sistemi, yetiştiği çevre tarafından belirlenir. Gördüğü eğitim, sosyal çevre ve kişisel gelişim çabalarıyla hard diskte bulunan işletim sistemini yapılandırır.

Her bilgisayar zaman geçtikçe eskir. Hem işlemcisinin hem de işletim sisteminin düzenli olarak “Upgrade”edilmesi gerekir. Upgrade, insan beyni için yenilenmeyi ifade eder. Yenilenebilmek için değişime açık olunması gerekir. Bunun için ihtiyaç hissedilmesi gerekir.

Kurumuş nehir yatağında kurulu evlerinde oturan insanlar, bir su baskını ile ciddi zarara uğrayabilirler. Baskınzede insanlar, akıllarının onlara kazandırmış olduğu özellikleriyle düşünmeli ve değişim kararı vermelidirler. Değişime direnç gösteren insanlar bir sonraki baskına uğradıklarında sahip olacakları sıfat; baskınzede değil, aptal ya da ahmak olacaktır.

Beyin ön bölgesinde kurulu olan ağ sistemini güçlendirmek için hücreler arası yeni yolların kurulumuna gerek vardır. İki hücre arasında kurulan temel yol ırmak gibidir. Stres, su baskınına benzer. Irmağın kolları ne kadar çok ise, su baskını etkisini o oranda kollara dağıtarak azalabilir. Böylece strese ya da değişime o oranda uyum sağlamış olurlar. Değişime dirençli olan şartlanmış ve bağımlı toplumlar, bir su baskını ile uyumsuzluk etkisini yaşarlar.

İzlediğim bir National Geografic belgeselinde ABD’nde çıkardıkları sesten dolayı kolay farkdilen çıngıraklı yılanların çokça avlanması sonucu sayılarının azaldığı ve bunun sonucu olarak artık yılanların çıngıraklarını sallamadıkları gözlenmiş.

Bir deney ortamında farelere çok iyi bir çevre ve her gün aynı miktarda yiyecek veriliyor. İlk günlerde sürekli üreyen fareler bir süre sonra yiyeceklerinin yetmediğini anladıklarında üremeyi durdurdukları gözleniyor.

Her iki örnekte de hayvanlar kendi varlıklarını korumak için “hayvani”bireysel çıkarlarını gözardı ederek birlikte hareket ediyor ve “bir”olmanın faydasını görüyorlar. Hayvanlarda içgüdüsel olduğu bilinen bu davranış modeli insanlarda akıl ve düşüncenin benlik değerini güçlendirmesi yönünde kullanılması sonucu işlemediği görülüyor.   

 


Herkes benim gibi düşünüyorsa, yanlış düşündüğümü anlarım.

O.Wilde

 

Düşüncenin İyileştirilmesi

Organik yönden iyi durumda olan (beslenme ve spor alışkanlığı olan, toksinlerden arınmış) beyin için düşüncenin iyileştirilmesi daha kolay olacaktır. Başka bir değişle rafine şeker ve unlu gıdalar yiyerek iyileşmeyi beklememek gerekir.

Uyanıklık (alert olma hali), çevreden gelen etkilerin her an bilinçli olarak izlenmesi durumudur. Beyin ön bölgesinde çevreden gelen etkilerle bellekten gelen bilgiler karışır. İçinde bulunulan duruma, deneyimler ışığında tepkiler verilir.

Duygusal bellek olan amigdalanın her konuya ilişkin bir korku tepkisi vardır. Bu savunma mekanizmasıdır. “Bu insandan bana zarar gelir mi, bu durum beni zora sokar mı?”  Deneyimlerin etkisiyle karar alınmaya çalışılır. “Evet, daha önce de bu durum olmuştu ve ben zarar görmüştüm” ya da “bunun böyle olabileceği bana söylenmişti” Bu kararı, etkinliği artan amigdala yoğun korku duygusuyla besler. Her insan hergün bu durumla defalarca karşılaşır. Her seferinde devreye giren allostaz vücudu “kemirir”.

Aslında tüm neden, sahip olunanı kaybetme duygusundan başka bir şey değildir. Gurur, para, cinsellik, kariyer sözkonusu olduğunda devreye giren amigdalanın yarattığı “gereksiz”duygular insan sağlığını tehdit eder. Bu durumda duygu ve davranışlar beyin ön bölgesi ya da düşüncenin süzgecinden geçmeden ortaya çıkıyor demektir.

Bu durumdan kurtulabilmenin en önemli yolu, beyin ön bölgesinin sürekli “uyanık” durumda olmasını sağlayabilmektir. Beyin ön bölgesinin uyanık olma özelliğini sürekli kılmak için her davranışın ve her sözün düşünerek ortaya çıkartılması gerekir. Beyin ön bölgesini bypas edip kendiliğinden gelişen davranışlar “ilkel”dir. Bu nedenle sürekli düşünülmelidir. “Bu kahveyi neden içiyorum, bu yemeği neden yiyorum, bu eylemlerin vücuduma ne gibi bir katkısı olmasını istiyorum, neden kızıyorum, neden yürüyorum, amacım nedir?”

Düşünmekle yorgun düşen beyin, zayıftır. Güçlenmesi gerekir. Bu bölümde sözü edilen yöntemlerin ısrarla uygulanması sonucu beyin ön bölgesi zamanla gelişecektir.

Etkinliği artan beyin ön bölgesi, amigdalayı baskılayacak ve mantıklı kararlar alınmasını sağlayacaktır. Bu düşünce eğzersizin etkinliği tamamen kişiye özeldir.

Beyin ön bölgesinin güçlenmesi, “evrensel gerçeği” idrakla olasıdır.

Bellek bölgemiz bireysel çıkarlara yönelik gerçekçi olmayan şartlanmalarla oluşmuş olabilir. Bu evrensel gerçeğe ulaşmamıza engel olmamalıdır.

Tüm insanlar aynı evrensel “özde bir” özellikle varolmuştur. Hiç kimseden üstünlüğümüz ya da ayrılığımız yoktur. Tüm insanlar kutsaldır. Benlik kaygılı yaşam, hastalıkların ve mutsuzlukların ana kaynağıdır.  

Bu düşüncelerle uygulanması gereken yöntem; belleğimize kayıtlı olan duygusal verilere öncelikle danışmadan “tepkisiz” bir biçimde uyum sağlamaya çalışmak olmalıdır. Sanki bu durumla ilk defa karşılaşıyormuşcasına soğukkanlı olabilmek, bellekten duygusuz saf verileri çıkartabilmek ve beyin ön bölgesinin desteğiyle olaylara akılcı yaklaşabilmek.

Bu uygulamanın faydalı olabilmesi için istekli, sabırlı ve sürekli uyanık olunmalıdır.

Sahip olunan her değerin keyfi geçici bir süre sürer. Geride bağımlılıklar ya da alışkanlıklar kalır. Bağımlılık, kaybetme korkusunu tetikler. Sahip olduklarına bağlanmak yerine her an kaybedecekmiş gibi ancak korkmadan değer veren insan mutlu olur. Sahip olduklarına verdiği değerin farkında olan insan özde bir değeriyle uyum halindedir. Durumundan memnun olan insan özde bir değerini güçlendirir. Manyetik bilinç alanına yüklediği olumlu enerji ile daha çok mutlu olabilecek değerleri kendine çeker.

Özde bir değere göre her insan kutsal ise, her insan hoşgörülmelidir. Çünkü insanlar, varoluşu sonucu yaşadığı çevreyi ve kazandığı değer yargılarını kendileri belirlemezler. Bu nedenle insanlar davranışları nedeniyle suçlanamazlar. Bu gerçeği idrak edebilen insan, hoşgörüsüyle yaşamında en büyük hazineyi kazanmış olur.

Nedeni ne olursa olsun hiç kimseyi asla eleştirmeyin. “Kutsal” insanın arkasından konuşmayın.

Eleştirileriniz eğer olacak ise, davranışlarını beğenmediğiniz insanı ortaya çıkartan “sisteme” yani toplumun değer yargılarına olsun.

Kutsal insan, kendi yaşamına yön verir. Kararlar alır ve sonucuna katlanır. İçinde bulunduğunuz durumdan memnun değilseniz, geriye dönüp akıl özelliklerinizi kullanarak neler yaptığınızı gözden geçiriniz. Erdemli insan kendisini sorgulayabilendir. Sonuçlardan memnun değilseniz asla bir başkasını suçlamayınız. Yapmanız gereken değişmektir.

Bir insan istemedikçe değişmez. Bu dünyada değiştirebileceğiniz tek bir insan var, kendiniz. Değiştirin kendinizi ve diğer insanlarla uğraşmayın. Hoşgörün.

Karşılaştığınız insanlara bilgileriniz ölçüsünde nasıl yardımcı olabileceğinizi kendinize sorun. Bu dünyada tek başınıza bir anlamınızın olamayacağını anlayın. Çevrenize verdiklerinizle kendi değerinizi arttırın. Bunun kaygısı içinde olun.

Duygu, düşünce ve davranışlarınızı belli etmeden önce, ne amaçla bu sonuca vardığınızı düşünün.

Toplumun değer yargıları, neden yaşadığımızı unutturacak kadar güçlüdür. Neden yaşadığınızı düşünün. Elde ettiğiniz sonuç nedir?

Üstün akıl özelliklerini benlik kaygılarını tatmin etmek amacıyla kullanarak toplumun değer yargılarına yön veren bir avuç insanın yarattığı sanal dünyada yaşamak yerine özde bir değerlere bağlı, paylaşımcı ve hoşgörülü bir yaşam tarzı seçerek sağlıklı ve mutlu kalın. 

Manyetik bilinç alanınızı paylaşımlarınız ölçüsünde güçlendirebilirsiniz. Paylaşım, karşılıksız olduğu ölçüde güçlenme artar. Her kutsal insandan karşılık olarak alacağınız her teşekkür ya da iyi düşünce enerjisi, size daha güçlü bir bilinç ve dolayısıyla daha çok mutluluk ve sağlık olarak geri dönecektir. Kendiliğinden gelişen bu enerji alışverişinin değeri ölçülemez.

Hastalık, bedensel faaliyetlerin sınırlandığı bir süreçtir. Bu dönemde insan, dünyasal pek çok uğraştan kendini soyutlar. Çünkü bedenini aktif olarak kullanamamaktadır. Beden-dünya ikileminden sıyrılmıştır. Sanki, alınması gereken bir dersi öğreniyor gibidir. İştahı azalır. Canı her zaman zevk aldığı şeyleri istemez. Sex isteği kaybolmuştur. Ve geriye sadece sevgi kalır. Ne kadar hasta olursa olsun bir insanın sevgisi azalmaz.

O halde insan olarak, bedenin hükmüne girmeden, sahip olunan en önemli değer sevgidir.  Geriye kalan stres kaynağından başka bir şey değildir.

Özetlersek;

  • Diğer insanlardan farklı olmamızın nedeni elde olmayan koşullarla ilgilidir. Ne genetik özelliklerimizi ne de toplumu bizler seçmedik. O halde varlığımız, duygu, düşünce ve davranışlarımız eleştiri nedeni olamaz.
  • Varolan akıl ve sınırsız düşünebilme özelliğimiz nedeniyle bu evrende çok özeliz, kutsalız.
  • Tüm insanlar özde bir’dir. Hepimiz eşitiz.
  • Varlığı nedeniyle tüm insanlar hoşgörüyü hakederler.
  • Değişim tüm sorunların ana ilacıdır.
  • Sadece kendimizi değiştirebiliriz.
  • Sadece insan karşılıksız paylaşır.

 

Şiir

 

Yavaş yavaş ölürler seyahat etmeyenler
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar, müzik dinlemeyenler

Vicdanlarında hoşgörmeyi barındıramayanlar,
Yavaş yavaş ölürler...

Alışkanlıklarına esir olanlar, her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, 

Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar,

Yavaş yavaş ölürler...

İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçanlar,
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek

istemekten kaçınanlar,

Yavaş yavaş ölürler...

Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,

Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.

Yavaş yavaş ölürler ......

 

Pablo Neruda

 

Nöroterapi→

 


 
YORUMLAR
SORULAR-CEVAPLAR
Sorular Cevaplar

Dr. Güçlü Ildız'a soru sormak ve diğer soru cevapları okumak için tıklayınız.

BEYİN TESTLERİ

Çocuk ve yetişkinler için testlerimize katılın.

Beyin testleri
VİDEOLAR
Video ve Sunumlar

Dr Güçlü Ildız ve diğer hekim-bilim insanlarına ait video ve sunumlar

MAKALELER
Makaleler
Dr Güçlü Ildız'a ait
tüm makaleler