Hastalıkların Gelişimi

Tüm kronik hastalıklar doğrudan (gerçek) ya da dolaylı (gerçek olmayan) olarak genetik etki altında gelişir. Doğrudan genetik etki, organların yapısal bozukluklarında kendini gösterir. Tüm hastalıkların %10’u doğrudan organik genetik kökenli hastalıklardır. Tıp dünyası esas olarak  %10 hastaların üzerine kuruludur. Geri kalan %90’lık büyük bir bölüm, gerçek hastalıkların dolaylı genetik etkileriyle ortaya çıkar.

Örneğin dünya genelinde hastaların %90 oranı 1.basamak pratisyen hekim tarafından tedavi edilebilir olarak kabul edilirken %10 oranı uzmanlık dalına ihtiyaç duyduğu belirtilir.

Örneğin gerçek diyabetus mellitus (şeker hastalığı) tip 1 olarak ifade edilen ve çocukluk döneminde başlayan hastalıktır. Tip 2 şeker hastalığı, allostaz etkisinde gelişen ve bedenin iyi yönetilmediğinin bir göstergesi olarak kan şeker düzeyi yüksekliği ile kendini gösteren bir kilinik tablodur. Tüm şeker hastalıklarının ortalama %90’ı tip 2’dir.

Gerçek kalp hastalığı, kalbin kas ya da kapak anormalliğiyle kendini gösterir. Kalp damar hastalıkları, ritm bozuklukları, çarpıntılar; gerçek kalp hastalıkları olmayıp allostaz etkisiyle gelişen klinik belirtilerdir. Gerçek kalp hastalıkları ender görülür.

Beyin ön bölgesinin ürünü olan, günlük işlerin düzenli sıra ile izlenmesini sağlayan “işleyen bellek” özelliğinin bozulması, sık görülen unutkanlıkların en önemli nedenidir. Özellikle stres algısı artışına bağlı olarak devreye giren allostaz sistemini de etkisiyle kendini gösterir. Stresin ortadan kalkmasıyla, sıklıkla düzelir. Bunama hastalığı “habercisi” değildir.

Tiroit hastalıklarının bir bölümünü Haşimato Tiroit’i oluşturur. Burada sorun tiroit bezinin kendisi ile ilgili olmayıp bozulan bağışıklık sisteminin bir ürünü olan antikorların tiroit bezini etkilemesi sonucu ortaya çıkar. Hemen tüm immün kökenli hastalıklarda ana sorun, etkilenen organda değil beynin yönetimindeki bağışıklık sistemindedir.

Mide-bağırsak hastalıklarının ortalama %90 nedeni, stres ve dolayısıyla allostaz sisteminin tetiklediği anormal çalışma düzenidir. Klinik uygulamalarda artan asit salgısı ve bozulan bağırsak hareketliliği sonucu gelişen yakınmalar için soğuk algınlığı, infeksiyonlar, besinler gibi ikincil etmenler neden olarak gösterilir. Burada sözü edilen ikincil etmenler bardağı taşıran son damla özelliğindedir.

Baş dönmesi, kulaklarda uğultu, çınlama gibi yakınmaların sadece ortalama %10 nedeni kulak ile ilgili olup sıklıkla esas neden gene beyin ve dolayısıyla stres-allostaz sistemidir.

Stres altında beyinden boyun ve bel bölgesine dağılan sinir ağının duyarlı çalışması sonucu boyun ve bel ağrıları olur. Görüntüleme yöntemlerinde ortaya çıkan “fıtık”oluşumları, hiçbir yakınması olmayan kişilerde de görülebilir. Ağrı nedeni %90 oranında, stres altında bozulan beynin duyarlı çalışma özellikleridir.

Kısaca, herhangi bir hastalığın ortalama %90 oranında ve gittikçe artan değerlerde beyin-stres ve allostaz piramidi içinde bir yerde bulunacağını düşünmek yanlış olmayacaktır.

Yaşam Tarzı, Egitim ve Sosyal Çevre Etkenleri→

 


 
YORUMLAR
SORULAR-CEVAPLAR
Sorular Cevaplar

Dr. Güçlü Ildız'a soru sormak ve diğer soru cevapları okumak için tıklayınız.

BEYİN TESTLERİ

Çocuk ve yetişkinler için testlerimize katılın.

Beyin testleri
VİDEOLAR
Video ve Sunumlar

Dr Güçlü Ildız ve diğer hekim-bilim insanlarına ait video ve sunumlar

MAKALELER
Makaleler
Dr Güçlü Ildız'a ait
tüm makaleler