Beyninizi Tanıyın, Kendinizi Tanıyın

 

Beyin ön bölgesi, alın bölgesindeki konumuyla alın yazısı deyimini doğrular özellikler içerir. Bu bölgenin çalışmasıyla insanda akıl özellikleri ortaya çıkar.

Akıl, bilgi ve deneyimler ışığında, olasılıklardan birini seçerek, gelecek ile ilgili kararların alınmasını sağlar. Yaşanan anda alınan kararlar, zincirleme olayla bir sonraki anın sonucunu belirler. Haliyle akıl özelliği, alın yazısının ya da gelecekle ilgili olacak olayların belirlenmesinde temel insancıl ögedir.

Ürünü olan akıl ile insan yaşamının mihenk noktası olan beyin ön bölgesi, çalışma özelliklerinin belirlenmesi ve iyileştirilmesi ile günümüz dünyasının ilgi odağı olma durumunu hakeder konumdadır. Ayrıca son 10 yılın açığa çıkan bilimsel verilerinde, diğer beyin bölgelerini ve dolayısıyla iç organlar üzerine olan kontrol özelliğiyle tıp biliminin de temel ilgi odağı olma durumundadır.

Beyin ön bölgesinin çalışma özelliklerinin öğrenilmesiyle kişinin kendini tanıması ve geliştirmesi yolu, bilinçli ve bilimsel olarak açılmış olacaktır.

 

Beyin ön bölgesinin özellikleri

Her canlı, türüne ait üstün özelliklerini beyinlerinden alır. Örneğin kuş beyninin denge merkezi, insan beynine göre çok daha gelişmiş olduğu gözlenir. İnsan beyni ise gelişmiş beyin ön bölgesi ile diğer canlılardan üstün olan akıl özelliğini ortaya koyar.

Akıl özellikleri (planlama, tasarlama, yargılama, sorunları çözme, ayrıntılı düşünme, gelecekle ilgili öngörüde bulunma, hatalardan ders çıkartma) dışında dikkati verme ve sürdürme, kısa ve orta süreli bellek, kendini kontrol edebilme, düzenli olma, duyguları anlama ve ifade etme, empati kurma, sağduyu, moral ve motivasyon özellikleri de beyin ön bölgesinin ürünleridir.

 

Beyin ön bölgesinin değerlendirilmesi

Beyin ön bölgesinin ürünleri olan akıl ve diğer özellikler değerlendirilerek subjektif sonuçlar elde edilebilir. Bu amaçla psikoloji ve psikiyatri uygulamalarında nöropsikolojik/psikiyatrik testler uygulanır.

Beyin ön bölgesinin objektif değerlendirilmesinde 2 temel yöntem uygulanır. 1. yöntem beynin elektriksel çalışma özelliklerinin ölçülmesi ilkesine dayanır. Klasik olarak nöroloji kliniklerinde uygulanan EEG yöntemi geliştirilerek QEEG oluşturulmuştur. Kantitatif EEG ölçümlerinde alınan kayıtlar aynı yaşta normal ölçümlerle karşılaştırılarak analiz edilir. Sonuçta beynin elektriksel haritası elde edilmiş olur.

2. yöntem beyin hücre metabolizması ölçümlerine dayanır. PET, SPECT, fMRI ve NIRS bu amaçla kullanılan yöntemlerdir. Özellikle NIRS (near infrared spectrometri) halen üreticisi olan Japonya nöroloji kliniklerinde, bebeklerde dahil olmak üzere kullanılan pratik bir yöntemdir.

 

Beyin ön bölgesinin önemi

Milyarlarca hücrenin trilyonlarca yol ile birbirine bağlanmasıyla oluşan beyin ön bölgesi muhteşem bir ağ sistemini andırır. Hücre sayısı sabit ama bağlantı yolları sayısı değişkenlik gösterir. Beyin ön bölgesi, sahip olduğu bu gelişim özelliğiyle sürekli değişim gösterebilir. Değişim göstermeyen “tutucu” insanların beyin ön bölge bağlantı sayısı, zamanla birlikte azalma ve zayıflama eğilimi gösterir. Sürekli sorgulama ve öğrenme durumunda olan insanlar, hücreler arası bağlantı sayısını arttırarak değişime karşı uyumlu olma özelliği kazanırlar. Bu özellik stres altında kişiye belirgin avantaj sağlar.

Stressiz bir yaşam düşünülemez. Önemli olan stresin kendisi değil, algılandığı beyin ön bölgesinin çalışma özellikleridir. Ağ sistemini geliştirmiş beyin ön bölgesi, stres algısına uygun uyum özelikleri gösterir. Değişime yeterince uyum sağlayamayan insanlar, stres altında, zayıf ağ sistemi nedeniyle duyarlı olan beyin ön bölge çalışma özelliklerini daha da duyarlı hale getirerek stresin etkisini vücutlarına yansıtırlar. Beyin ön bölgesi, hipotalamus aracılığıyla iç organların hormonal ve sinirsel yollarla kontrolünü sağlar (homestaz). Açıklanan bu sistem, stres altında gelişen kronik hastalıkların ve yakınmaların nedenini ortaya koyar(allostaz).

Hastalıklar, akıldan ileri gelir. Japon Atasözü

Hayvanların beyin ön bölgelerinde akıl özellikleri gelişmediğinden stres algısıda insanlar kadar gelişmez. Haliyle doğal ortamlarında yaşayan hayvanlarda, insanlarda görülen çoğu hastalıklar gözlenmez.

 

Güncel tıbbi anlayış

1920’li yıllardan bu yana tıbbi öğrenim, medikal cihazlar ve uygulamalar; hastalıkların sonucu üzerine geliştirilmiş olup nedene yönelik uygulamalar gözardı edilmiştir.

Özellikle son 10 yılın bilimsel verileri sonucunda ortaya konan beyin ön bölgesinin hastalıklar üzerindeki geliştirici etkisi, halen güncel tıbbi anlayışın dışında bir gerçek olduğu görülmektedir. Örneğin kronik hipertansiyon tedavisi için ilaçların ömür boyu kullanılması gerektiği önerilmektedir. Kolesterol yüksekliği nedenleri ortaya konmadan doğrudan kolesterol düşürülmesi yoluna gidilmektedir. Bu sonuca dayalı yöntemlerin gerçek anlamda tedavi edici olmadığı açıktır.

Kan şekeri, kolesterol ve kan basıncı yüksekliği, allerjik hastalıklar, reflü, dermatit gibi belirtiler; vücudun iyi yönetilemediğinin bulgularıdır. Üstelik bu gibi bulgulara baş dönmesi, vücut ağrıları, baş ağrısı, kulak çınlaması, uykusuzluk, halsizlik gibi doğrudan beyinden kaynaklanan çalışma bozuklukları eşlik etmektedir.

 

Beyin ön bölge çalışma özelliklerinin iyileştirilmesi

1. Beslenme: Doğal ortamlarında yaşayan hayvanların bir özelliği de doğal beslenmeleridir. İnsanların üretimi doğal olmayan besinler vücut çalışma özellikleriyle uyumsuzdur. Kısaca meyve ve bal dışında doğal şeker bulunmamaktadır. Saflaştırılan buğdaydan üretilen beyaz unlu ürünler de doğal değildir. Hastalık farkı gözetmeksizin şekerli ve unlu besinler doğal değildir ve dikkat eksikliğinden kansere kadar tüm hastalıkların ortak yasakları olmalıdır.

Sonuca yönelik geliştirilen tedavilerin yanlış anlayışlarından biri de doğal olan yağların yasaklanmasıdır. Yüksek yağ içerikli beslenme yöntemiyle ilgili olarak, Mart 2007 tarihinde Pediatrics dergisinde Johns Hopkins Medical Institutions’dan Dr. John M. Freeman ve arkadaşları tarafından yayınlanan son 10 yılın yapılmış beslenme çalışmalarının derlendiği makalenin yorum bölümünde şu sözcüklere yer veriliyor; Hayretle farketmekteyiz ki yüksek yağlı yiyeceklerin insanları şişmanlattığı ve kolesterol düzeylerini arttırdığı doğru değildir. Bitkisel ve hayvani yağlar doğaldır. Doğal olan besinleri yasaklayan anlayış gerçekçi olamaz.

2.Fiziksel eğzersiz: Yaşa uygun yapılan günlük düzenli spor, deyim yerinde ise “beyni parlatır”.

3. İlaçlar: Öncelikle vücudun ve beynin normal işleyişini güçlendirici özellikler gösteren ilaçların kullanılması gerekir. Tercihler hekimin insiyatifindedir.

4. Doğal olmayan besinlerin zarar verdiği beyin ve vücut çalışma özellikleri, doğal olan besin desteği ürünlerle düzeltilebilir. Başta tüm vitaminler ve yeşil bitkiler olmak üzere doğal olan tüm ürünler bu grupta sayılabilir.

5.Alternatif tıp yöntemleri: meditasyonun beyin ön bölgesi üzerine olan olumlu etkileri Harvard Üniversitesinde yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Nöroterapi, kişinin kendi beyin çalışma özelliklerini güçlendirmesini ve kontrol edebilmesini sağlayan bir yöntemdir. Diğer alternatif yöntemlerin faydalı olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

6.Beyin uyarı yöntemleri: Halen deneme aşamasında olan yöntemler geleceğin tedavi sistemlerini oluşturacaklardır.

 

Sonuç

Beyin ön bölgesinin önemi her geçen gün daha iyi anlaşılmakta, gelecekte uygulanacak tıbbi tedavi yöntemlerinin temel hedefi olacaktır. Günümüz tıbbi anlayışı, şartlanmış uygulamaları değiştirerek geleceğe yol açmak durumundadır.

 
YORUMLAR