Güncel Tedaviler ve Beynin Önemi

 

 

İnsanlar için en önemli kazanç, sağlıklı bir beyin’dir. Beyinde sadece duyular, duygular, düşünce ve davranışlar şekillenmez. Vücudun holografik bir bütünlük halinde algılanarak çalışmasını düzenlemek de beynin görevidir.

Beyin; hipotalamus adı verilen bir yapı aracılığıyla, vücüdu elektriksel (sinirsel) ve hormonal yollarla kontrol eder. Hipotalamus, beynin bir çok bölgesinden aldığı otomatik bilgilerle (feedback) yönetilir. Ancak beyin ön bölgesinin hipotalamus üzerine olan etkisi çok daha farklıdır. 

Çalışmasıyla insanlara kişilik özellikleri kazandıran beyin ön bölgesi, artan çalışma duyarlılığını hastalık olarak vücuda yansıtmasıyla önem kazanır.

Duygusal ve fiziksel travmalar gibi çeşitli stres faktörleri, etkilerini; beyin ön bölge çalışma duyarlılıklarını artırarak gösterir ve hastalık oluşumuna neden olurlar. Stressiz bir yaşam düşünülemeyeceğinden burada önemli stresin kendisi değil, strese maruz kalmadan önceki beyin çalışma özellikleridir. Beyin ön bölge duyarlılığı ne kadar az ise stresin de etkisi de o oranda az olacaktır. Sonuç olarak insanların yaşamı nasıl kabul ettiği, kişilik özelliklerinin sağlandığı beyin ön bölge duyarlılık dereceleriyle açıklanabilir.

Klinik olgularda sıklıkla görüldüğü üzere, hastalıklar; yaşanan bir stres etkeni ardından ortaya çıkar. Örneğin şeker hastalığı tanısı konan bir kişiye tedavi olarak şeker düşürücü ilaçlar ve diyet önerilir. Oysa şeker hastalığı, yaşanan bir stres sonucu beyin ön bölge duyarlılığının artışı ardından, genetik yatkınlığın şeker metabolizma bozukluğu lehine olması sonucu ortaya çıkmıştır. Burada şeker hastalığının ortaya çıkmasından sorumlu olan hastanın kendisi yani beynidir. Yaşadığı sosyal çevrenin etkisiyle geliştirdiği bilinç altı özellikleri (şartlanmalar) ve bilinç altı özelliklerini yeterince kontrol altında tutamayan beyin ön bölgesinin duyarlı çalışması, hastalığın ortaya çıkmasındaki temel etmenlerdir. Burada genetik, hastalığın tipinin belirlenmesinde etkilidir. Beyin ön bölgesinin çalışma özellikleri iyi durumda olsaydı hem bilinç altı kontrol edilebilecek hem de stresin etkisi belirgin olmayacaktı. Yaşadığı toplumun sosyo-kültürel özelliklerinin belirlediği bilinçaltı çalışma özellikleri ve beyin ön bölgesini duyarlı hale getiren yaşam şartları, hastalığın ortaya çıkışında önemli rolleri olmuş ve hasta olma sorumluluğunu doğrudan kişinin omuzlarına yüklemiştir. Hemen tüm hastalıklarda durum böyledir.

Bu açıdan bakıldığında tedavinin beyin çalışma özelliklerini düzeltecek yöntemler üzerine kurulması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Oysa ki kan şeker düzeyini düzeltmek üzerine kurulmuş olan tedaviler, nedene yönelik olmadığından başarısızlığa mahkumdur.

 


 
YORUMLAR